Klinik pratiğimizde en sık karşılaştığımız tablolardan biri şudur: Karşımızda kendini tamamen sağlıklı hisseden, hiçbir göğüs ağrısı veya nefes darlığı olmayan, kan tahlillerinde sınırda değerlere sahip bir danışanımız vardır. Mevcut kardiyovasküler risk kılavuzlarına (örneğin SCORE2) baktığınızda bu kişi “düşük riskli” görünür.
Peki, bu kişinin damarlarında gerçekten plak yok mu?
The New England Journal of Medicine (NEJM) dergisinde yeni yayımlanan ve Avrupa Kardiyoloji Kongresi’nde (ESC 2026) sunulan çığır açıcı REACT Çalışması (Prevalence of Silent Atherosclerosis across Adult Life), bu soruya bugüne kadarki en net ve sarsıcı yanıtı veriyor.

  1. Çalışmanın Amacı ve Hipotezi
    Ateroskleroz (damar sertliği), ilk kalp krizinden veya inmeden önceki on yıllar boyunca tamamen sessizce ilerleyen sistemik bir süreçtir. Mevcut birincil korunma stratejilerimiz, damar duvarındaki gerçek hastalığı (plak varlığını) doğrudan görüntülemek yerine, yaş ve kolesterol gibi dolaylı parametrelere dayanan risk skorlarına odaklanmaktadır.
    REACT çalışması, bilinen hiçbir kalp-damar hastalığı bulunmayan 18–70 yaş arası geniş bir popülasyonda:
  • Sessiz (subklinik) damar sertliğinin gerçek yaygınlığını,
  • Plakların yaşa, cinsiyete ve vasküler yataklara (boyun, bacak, kalp damarları) göre dağılımını,
  • Geleneksel risk skorlarının (SCORE2) bu sessiz plak yükünü yakalamadaki başarısını (ya da yetersizliğini) multimodal ileri görüntüleme yöntemleriyle haritalandırmayı amaçladı.
  1. Metodoloji ve Kohort Özellikleri
    Çalışma, metodolojik titizliği ve geniş örneklemiyle dikkat çekiyor:
  • Örneklem: Danimarka ve İspanya’dan toplam 16.808 erişkin (ortalama yaş: 45 ± 12; %51,4 kadın).
  • Geniş Yaş Yelpazesi: 18–29, 30–39, 40–49, 50–59 ve 60–70 yaş olmak üzere 5 farklı kohortta, kadın-erkek dağılımı dengelenerek incelendi.
  • Kullanılan Görüntüleme Yöntemleri:
    • Periferik Damarlar: Karotis (şah damarı) ve femoral (bacak atardamarı) arterlerin 3 Boyutlu Vasküler Ultrasonografisi (3D-VUS).
    • Koroner Damarlar: Koroner BT Anjiyografi (CCTA) ve Koroner Arter Kalsiyum (CAC) Skoru.
  1. Öne Çıkan Temel Bulgular
    A. Genel Yaygınlık ve Erken Başlangıç
  • Toplumun Çoğunda Plak Var: İncelenen görünürde sağlıklı bireylerin %57,1’inde en az bir damar yatağında sessiz aterosklerotik plak saptandı.
  • 18–29 Yaş Grubu Şaşırtıyor: En genç yaş grubunda bile yaklaşık 13 kişiden 1’inde (%7,7) damar duvarında plak oluşumunun başladığı görüldü.
  • 60 Yaş Üstü: 60–70 yaş grubuna gelindiğinde ise neredeyse her 10 kişiden 9’unda plak tespit edildi.
    B. Cinsiyet Dinamikleri
  • Erkeklerde Erken Başlangıç: Erkeklerde plak oluşum eğrisi kadınlara göre yaklaşık 5 ila 10 yıl daha erken başlıyor.
  • Kadınlarda Perimenopozal Kırılma: Kadınlar 40 yaşına kadar belirgin bir koruma avantajına sahipken, 40–60 yaşları arasında (özellikle menopozal geçişle birlikte) plak artış hızı çok dik bir ivme kazanıyor ve erkeklerle aradaki fark hızla kapanıyor.
    C. Hastalık Nerede Başlıyor?
  • İlk Durak Periferik Damarlar: Erken yaşlarda ateroskleroz çoğunlukla kalpten önce periferik arterlerde (özellikle bacak ve boyun damarlarında) başlıyor.
  • İzole Kalp Tutulumu Nadir: Sadece koroner arterlerde plak olup boyun veya bacak damarlarının tamamen temiz olması durumu oldukça düşük (erkeklerde \le%9,3, kadınlarda \le%5,0). Yani sistemik damar yatağının taranması, kalpteki sessiz sürecin de en önemli habercisi.
  1. Geleneksel Risk Skorlamalarının (SCORE2) Büyük Yanılgısı
    Bu çalışmanın klinik açıdan en can alıcı sonucu, mevcut kılavuz skorlamalarının eksikliğini ortaya koymasıdır:
  • SCORE2 gibi geleneksel algoritmalar, damarında sessiz plak bulunan bireylerin yalnızca çok küçük bir bölümünü “yüksek riskli” olarak tanımlayabilmektedir.
  • Özellikle genç ve orta yaş grubunda, damarlarında ciddi plak yükü taşıyan bireyler geleneksel tablolarda “düşük/orta riskli” çıktığı için çoğu zaman koruyucu tedavilere (yaşam tarzı değişimi, erken lipid düşürücü tedaviler) zamanında başlanamamaktadır.
  1. Klinik Çıkarım: “Görüntüleme Kılavuzluğunda Erken Koruma” Dönemi
    REACT çalışması, kardiyovasküler tıpta bir paradigma değişimine işaret ediyor:
  • Göz Göre Göre Beklememek: Damar sertliği yaşlılık hastalığı değil, 20’li ve 30’lu yaşlarda tohumları atılan kümülatif bir süreçtir.
  • Doğrudan Plak Tespiti: Kolesterol seviyeleri veya klasik risk skorları tek başına yeterli bir kılavuz değildir. Özellikle pratik ultrasonografik taramalar ve seçilmiş vakalarda koroner BT anjiyografi/kalsiyum skorlaması ile hastalığı semptom vermeden önce yakalamak mümkündür.
  • Erken ve Agresif Müdahale: Damarında plak saptanan bir bireyde, geleneksel skor ne derse desin, lipid yönetimi, metabolik sağlık optimizasyonu ve beslenme müdahaleleri geciktirilmeden başlatılmalıdır.
    Kalp ve damar sağlığında asıl başarı, tıkanmış bir damarı açmak değil; o damarın sessizce plakla dolmasını yıllar öncesinden fark edip süreci durdurabilmektir.