Sardalya, kalp sağlığı açısından oldukça değerli balıklardan biri. Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin, besin zincirinde görece alt sıralarda yer alan ve genellikle düşük cıva içeren bir tür. Ancak Türkiye’de yapılan bazı araştırmalar, bu genel kabulün her bölge ve her balık için geçerli olmayabileceğini gösteriyor. Peki bilimsel veriler bize ne söylüyor?

Sardalya neden sağlıklı bir balık olarak kabul ediliyor?

Sardalya (Sardina pilchardus), kaliteli protein, B12 vitamini ve özellikle EPA ile DHA olarak adlandırılan uzun zincirli omega-3 yağ asitlerini içeren önemli bir besin kaynağıdır.

Omega-3 yağ asitleri, hücre zarlarının yapısında yer alır, trigliserid metabolizması ve inflamatuvar süreçler üzerinde etkili olabilir.

American Heart Association (AHA), 2018 yılında Circulation dergisinde yayımladığı bilimsel değerlendirmede haftada bir veya iki öğün balık tüketimini, özellikle daha az sağlıklı protein kaynaklarının yerine geçtiğinde, kardiyovasküler sağlığı destekleyen bir beslenme alışkanlığı olarak değerlendirmiştir.

AHA’nın güncel beslenme önerilerinde de haftada iki porsiyon balık tüketimi yer alıyor. Sardalya, omega-3 açısından zengin balıklar arasında özellikle belirtiliyor.

Ancak balığın besin değeriyle çevresel kirleticiler açısından güvenliği birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Sardalyada neden genellikle az cıva bulunur?

Cıva, doğal süreçler ve insan faaliyetleri sonucunda çevreye yayılabilen toksik bir elementtir.

Su ortamında cıvanın bir kısmı mikroorganizmalar tarafından metilcıvaya dönüştürülür. Metilcıva, su canlılarına geçerek besin zinciri boyunca birikebilir.

Bu nedenle uzun yaşayan ve başka balıkları yiyerek beslenen büyük yırtıcı türlerde cıva konsantrasyonu genellikle daha yüksektir.

Sardalya ise büyük ölçüde planktonla beslenen, görece küçük bir balıktır. Bu özellikleri, cıva bakımından çoğu zaman daha avantajlı olmasını sağlar.

Nitekim ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) tarihsel ölçüm verilerinde sardalyanın ortalama toplam cıva konsantrasyonu yalnızca 0,013 mg/kg (ppm) olarak bildirilmiştir.

FDA ve ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), sardalyayı özellikle gebeler ve çocuklar için hazırladıkları düşük cıvalı balık seçenekleri arasında sınıflandırmaktadır.

Fakat burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:

Amerikan verilerine dayanarak Türkiye’deki bütün sardalyaların aynı derecede düşük cıva içerdiğini söyleyebilir miyiz?

Hayır. Bu nedenle Türkiye’de yapılmış araştırmalara ayrıca bakmamız gerekiyor.

Türkiye’de sardalya üzerine yapılan çalışmalar ne gösteriyor?

  1. İzmir araştırması: Düşük cıva, ancak başka ağır metaller de önemli

Murat Yabanlı tarafından 2013 yılında Ekoloji dergisinde yayımlanan araştırmada, İzmir’de satılan sardalyaların kas dokularındaki ağır metal düzeyleri incelendi.

Örnekler 2010 yılının kış döneminde toplanmıştı.

Araştırmada ortalama toplam cıva konsantrasyonu 0,03 mg/kg bulundu.

Bu değer, bugün Avrupa Birliği mevzuatında sardalya için uygulanan 0,30 mg/kg toplam cıva sınırının oldukça altında.

Dolayısıyla araştırma, sardalyanın düşük cıva içeren bir balık olabileceğini destekliyor.

Ancak çalışmada ortalama kadmiyum konsantrasyonu 0,46 mg/kg olarak ölçülmüştü. Bu değer, o dönem kullanılan referans sınırın üzerindeydi ve güncel AB sardalya sınırı olan 0,25 mg/kg’dan da yüksek.

Buradan çıkarılması gereken önemli bir ders var: Bir balığın cıva düzeyinin düşük olması, diğer bütün ağır metaller açısından da mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmez.

  1. Marmara bölgesi araştırması: Dikkat çekici yüksek cıva bulguları

2025 yılında Akkaya ve arkadaşlarının Toxics dergisinde yayımladığı araştırma ise oldukça farklı sonuçlar ortaya koydu.

Araştırmacılar Mart 2020 ile Kasım 2022 arasında Marmara bölgesindeki çeşitli illerden toplanan 625 su ürünü örneğini değerlendirdi.

Bunların 64’ü sardalyaydı.

En dikkat çekici bulgu, 64 sardalya örneğinin 55’inde, yani %85,94’ünde cıva konsantrasyonunun ilgili Avrupa Birliği mevzuat sınırını aşmasıydı.

Bu oran oldukça yüksek.

Üstelik yalnızca sardalyada değil; aynı araştırmada hamsi, istavrit, mezgit ve lüfer örneklerinin bir bölümünde de cıva sınır aşımı bildirildi.

Ancak bu bulguları yorumlarken dikkatli olmalıyız.

Öncelikle çalışmadaki balıkların Marmara bölgesinden toplanmış olması, tamamının mutlaka Marmara Denizi’nde avlandığı anlamına gelmiyor.

İkinci olarak araştırma, tüm Türkiye balıkçılığını temsil edecek şekilde tasarlanmış ulusal bir izlem çalışması değil.

Üçüncü olarak çalışma toplam cıvayı ölçüyor; metilcıva düzeyini ayrı olarak belirlemiyor.

Son olarak bu sonuçlar, uluslararası sardalya ölçümlerinden ve Türkiye’deki bazı önceki araştırmalardan oldukça farklı. Bu nedenle bulguların farklı bölgelerde, farklı laboratuvarlarda ve bağımsız örneklemlerle doğrulanması önemli.

Bilimsel açıdan doğru tutum, bu araştırmayı görmezden gelmek de bütün sardalyaları tehlikeli ilan etmek de değildir.

  1. Marmara ve Karadeniz araştırması: Sardalyada kurşun bulgusu

2017 yılında İnal Erdem ve Özpınar tarafından yayımlanan bir başka araştırmada, Karadeniz ve Marmara Denizi’nden toplanan çeşitli su ürünlerinde ağır metaller incelendi.

Bu araştırmada Marmara sardalyasında 0,417 mg/kg kurşun konsantrasyonu bildirilmişti. Bu sonuç, çalışmada esas alınan 0,30 mg/kg kurşun sınırının üzerindeydi.

Burada söz konusu metalin cıva değil, kurşun olduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor.

Araştırmadaki sardalya örnek sayısının sınırlı olması nedeniyle bu değer bütün Marmara sardalyalarını temsil etmez. Ancak deniz ürünleri güvenliğinin yalnızca cıvayla sınırlı olmadığını göstermesi açısından önemlidir.

Toplam cıva ile metilcıva aynı şey mi?

Hayır.

Toplam cıva, örnekte bulunan bütün cıva biçimlerinin birlikte ölçülmesidir.

Metilcıva ise organik cıvanın bir türüdür ve balık tüketimindeki temel toksikolojik endişeyi oluşturur.

Metilcıva sindirim sisteminden yüksek oranda emilebilir, kan-beyin bariyerini ve plasentayı geçebilir.

Özellikle gebelikte gelişmekte olan sinir sistemi açısından önem taşır.

Balığın yenilebilir kas dokusundaki toplam cıvanın önemli bir kısmı metilcıva şeklinde bulunabildiğinden, toplam cıva ölçümleri beslenmeye bağlı risk değerlendirmelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ancak ayrı bir analiz yapılmadıkça metilcıva oranının tam olarak ne kadar olduğunu bilemeyiz.

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin (EFSA) 2026 yılında da geçerli kabul ettiği metilcıva için tolere edilebilir haftalık alım miktarı, kilogram vücut ağırlığı başına 1,3 mikrogramdır.

Bu değer, tek bir öğünde zehirlenme olup olmayacağını gösteren bir eşik değil; uzun süreli maruziyetin değerlendirilmesinde kullanılan bilimsel bir referanstır.

Peki sardalya tüketmekten vazgeçmeli miyiz?

Hayır. Mevcut bilimsel kanıtlar, bütün insanların sardalya tüketimini bırakmasını gerektiren bir sonuca ulaşmış değil.

Ancak bu, hiçbir sardalya örneğinde çevresel kirletici bulunamayacağı anlamına da gelmez.

Burada önemli olan balığın türü kadar avlandığı bölge, çevresel koşullar, tüketim sıklığı ve düzenli gıda denetimleridir.

Pratik olarak şu yaklaşım benimsenebilir:

  • Sardalya, genel olarak düşük cıvalı ve omega-3 açısından değerli balık seçeneklerinden biridir.
  • Güvenilir ve izlenebilir tedarik zincirlerinden alışveriş yapılmalıdır.
  • Tek bir balık türünü sürekli tüketmek yerine düşük cıvalı türler arasında çeşitlilik sağlanmalıdır.
  • Gebeler, gebelik planlayanlar ve çocuklarda balık seçimi daha dikkatli yapılmalıdır.
  • Balığı pişirmek veya temizlemek kas dokusundaki cıvayı güvenilir biçimde ortadan kaldırmaz.

FDA/EPA, gebeler ve emzirenler için düşük cıvalı balıklardan haftada 2–3 yetişkin porsiyonu, toplam yaklaşık 225–340 gram tüketilmesini öneriyor. Çocukların porsiyonları ise yaşa göre daha küçük olmalıdır.

Bu tavsiyeler, güvenilir kaynaktan temin edilen düşük cıvalı balıklar için hazırlanmış genel rehberlerdir. Yerel olarak belgelenmiş bir kirlenme söz konusuysa bölgesel uyarılar öncelikli olmalıdır.

Sonuç: Sardalya kalp dostu, ama bilimsel denetim şart

Sardalya; omega-3 yağ asitleri, kaliteli protein ve diğer besin ögeleri sayesinde sağlıklı beslenmenin önemli parçalarından biri olabilir.

Uluslararası araştırmalar ve FDA verileri, sardalyanın genel olarak düşük cıva içeren balıklar arasında yer aldığını gösteriyor.

Türkiye’deki bazı çalışmalar da bu görüşü destekliyor.

Ancak 2025 yılında yayımlanan Marmara bölgesi araştırmasının yüksek cıva bulguları ve daha eski çalışmalardaki bazı ağır metal sınır aşımları ciddiye alınmalıdır.

Buradaki bilimsel ihtiyaç, tüketicileri gereksiz yere korkutmak değil; daha kapsamlı, düzenli ve kamuoyuyla paylaşılan ölçümlerle belirsizliği azaltmaktır.

En doğru yaklaşım, balığın beslenme açısından yararlarından vazgeçmeden çevresel kirleticilere bağlı riskleri en aza indirmektir.

Sardalya tüketimini değerlendirdiğimizde de temel sorumuz yalnızca “Bu balık faydalı mı?” olmamalı.

Aynı zamanda “Nereden geliyor, hangi koşullarda avlandı ve ne kadar güvenilir biçimde denetleniyor?” sorularını da sormalıyız.

⸻

Bilimsel kaynaklar

  1. Akkaya E, ve ark. Determination of Heavy Metal Levels and Assessment of L. monocytogenes and Salmonella spp. Presence in Fishery Products and Mussels from the Marmara Region, Türkiye. Toxics. 2025;13:153. DOI: 10.3390/toxics13030153
  2. Yabanlı M. Assessment of the Heavy Metal Contents of Sardina pilchardus Sold in Izmir, Turkey. Ekoloji. 2013;22(87):10–15. DOI: 10.5053/ekoloji.2013.872
  3. İnal Erdem G, Özpınar H. Investigation of Lead, Cadmium, Arsenic and Mercury in Some Seafood from Black Sea and Marmara Sea by ICP-Mass Spectrometry. International Journal of Food Engineering Research. 2017;3(1):1–7.
  4. Rimm EB, ve ark. Seafood Long-Chain n-3 Polyunsaturated Fatty Acids and Cardiovascular Disease: A Science Advisory From the American Heart Association. Circulation. 2018;138:e35–e47. DOI: 10.1161/CIR.0000000000000574
  5. FDA/EPA. Advice About Eating Fish: Recommendations for Pregnant and Breastfeeding Women and Children. FDA resmî rehberi
  6. EFSA. Statement on the Findings Presented in the Toxicological Profile for Mercury Issued by the US ATSDR. EFSA Journal. 2026. DOI: 10.2903/j.efsa.2026.10156
  7. European Commission. Commission Regulation (EU) 2023/915 on Maximum Levels for Certain Contaminants in Food. Mevzuat metni