Cardiomyopathy

Adım Sayısı mı, Yürüme Temposu mu? Kardiyovasküler Sağkalımda Hacim ve Yoğunluk Paradigması

Giriş ve Klinik Arka Plan: “10.000 Adım” Efsanesinin Ötesine GeçmekModern koruyucu kardiyoloji ve egzersiz fizyolojisinde fiziksel aktivite reçetelendirilirken on yıllardır tek bir sayısal hedefin gölgesinde kalındı: Günde 10.000 adım. Ancak kanıta dayalı tıp penceresinden bakıldığında bu hedefin kökeni biyolojik mekanizmalara veya titiz prospektif epidemiyolojik çalışmalara değil; 1965 Tokyo Olimpiyatları öncesinde Yamasa Clock and Instrument Company […]
Okumaya Devam Et

Kardiyolojide Bir Paradoksun Sonu: Hedefe Yönelik D Vitamini Kalbi Korumuyor

Kardiyovasküler tıpta uzun yıllardır çözülemeyen, gözlemsel veriler ile randomize klinik çalışmaların birbiriyle taban tabana zıt düştüğü önemli bir tartışma alanı bulunuyor: D vitamini eksikliği ve kalp damar hastalıkları arasındaki ilişki.Büyük epidemiyolojik kohortlar, serum 25-hidroksivitamin D [25(OH)D] düzeyi düşük olan bireylerde miyokard enfarktüsü, inme ve kardiyovasküler mortalite riskinin katbekat yüksek olduğunu defalarca ortaya koydu. Ancak bu […]
Okumaya Devam Et

Günde 7–9 Yumurta Yemek: Sporcu Rutini mi, Metabolik Risk mi?

Fitness salonlarında, vücut geliştirme forumlarında veya ketojenik diyet topluluklarında sıkça duyulan bir beslenme modeli vardır: “Günde 7–8 yumurta kırıp kahvaltıda tüketmek.” Yüksek biyoyararlanıma sahip protein, pratik hazırlık ve vitamin-mineral zenginliği nedeniyle yumurta, haklı olarak “süper besin” kabul edilir.Ancak tıbbi literatür ile sporcu mutfağı arasında önemli bir ayrım bulunur: Beslenme kılavuzlarının ve uzun vadeli popülasyon çalışmalarının […]
Okumaya Devam Et

Atriyal Fibrilasyon Nereden ve Nasıl Başlıyor? Elektrofizyolojide Ezber Bozan Yeni Keşif

Atriyal fibrilasyon (AF) tedavisinde yaklaşık yirmi beş yıldır pulmoner ven izolasyonunu (PVI) merkeze alan bir anlayış hâkim. Michel Haïssaguerre’in tetikleyici odakları keşfetmesiyle başlayan bu süreç, klinik pratiğimizi dönüştürdü; ancak aradan geçen çeyrek asra rağmen yanıtlayamadığımız temel bir fizyolojik soru vardı: Bir atriyal erken vuru (PAC), neden bir hastada sadece izole bir vuru olarak sönümlenirken, başka […]
Okumaya Devam Et

Koroner Kalsiyum Skoru Sıfır (CAC = 0) Olan Bir Hastada Sessiz Tehlike: Non-Kalsifiye Plaklar ve 10 Yıllık Statin Tedavisinin Anatomik Kanıtı

Kardiyoloji pratiğinde son yıllarda en sık karşılaştığımız klinik senaryolardan biri, asemptomatik ya da atipik yakınmaları olan bir bireyde Koroner Arter Kalsiyum (CAC) skorunun “0” çıkmasıyla duyulan sahte rahatlamadır. Klinikte ve hasta nezdinde CAC = 0 sonucu sıklıkla “damarlar tertemiz, hiçbir risk yok” şeklinde yorumlanır.Ancak ateroskleroz patolojisi bize kalsifikasyonun hastalığın başlangıç evresi değil, ilerlemiş/iyileşme sürecindeki organize […]
Okumaya Devam Et

Biyolojik Yaşı Geriye Sarmak Mümkün mü?

Faz 2a Klinik Çalışmada 6 Bağımsız Proteomik Yaş Saatinin GösterdikleriGeleneksel tıp uzun yıllardır hastalıkları tek tek, ortaya çıktıkları organ üzerinden tedavi etme paradigmasıyla ilerledi. Ancak son yıllarda gerobilim (geroscience), yaşlanmanın kendisini hücresel ve moleküler düzeyde ortak bir “kök neden” olarak ele alıyor.7 Eylül 2026 tarihinde dünyanın en prestijli biyoteknoloji dergilerinden Nature Biotechnology’de yayımlanan yeni bir […]
Okumaya Devam Et

Lp(a)HORIZON Çalışması ve Pelacarsen: Kardiyolojide Beklenen Devrim Neden Gerçekleşmedi?

Kardiyoloji dünyasında uzun süredir en büyük merakla beklenen klinik çalışmalardan biri olan Faz III Lp(a)HORIZON, 4 Eylül 2026 itibarıyla tıp literatüründe derin bir hayal kırıklığı ve aynı zamanda yoğun bir tartışma başlattı. Novartis ve Ionis iş birliğiyle geliştirilen antisens oligonükleotid pelacarsen, yerleşik kardiyovasküler hastalığı olan ve Lipoprotein(a) [Lp(a)] düzeyi yüksek seyreden hastalarda birincil sonlanım noktası […]
Okumaya Devam Et