Cardiomyopathy

Kilo Kaybında Kalori mi, Makro Besin mi? Cell Metabolism Çalışması Işığında Diyetlerin Kardiyometabolik ve Hepatik Etkileri

Kardiyometabolik tıp ve koruyucu kardiyoloji pratiğinde hekimlerin ve araştırmacıların on yıllardır tartıştığı temel bir soru vardır: “Metabolik düzelmeyi sağlayan yegâne unsur kaybedilen kilo mudur, yoksa o kiloyu verirken tabağımıza koyduğumuz makro besin kompozisyonu bağımsız bir biyolojik etki yaratır mı?”Yakın zamana kadar hâkim olan görüş, enerji dengesi modeline dayanıyordu. Bu modele göre kalori açığı yaratıldığı ve […]
Okumaya Devam Et

Sessiz Düşman Kalpte Farklı İlerliyor: Kadın ve Erkeklerde Subklinik Koroner Ateroskleroz ve Kalp Krizi Riskinin Yeni Anatomisi

Kardiyovasküler tıp dünyası, son dekatta semptom odaklı reaktif bir anlayıştan, doğrudan damar duvarındaki subklinik hastalığı hedefleyen proaktif ve biyobelirteç/görüntüleme odaklı bir paradigmaya doğru köklü bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu dönüşümün merkezinde şüphesiz koroner bilgisayarlı tomografi anjiyografi (CCTA) yer almaktadır. Geleneksel kardiyovasküler risk değerlendirmeleri (SCORE2, ASCVD Risk Estimator, Framingham vb.), popülasyon düzeyindeki epidemiyolojik olasılıkları hesaplamada son derece […]
Okumaya Devam Et

GLP-1 İlaçlarında En İyi Enjeksiyon Bölgesi Var mı? Sosyal Medya Efsaneleri ve Bilimsel Gerçekler

Son yıllarda kardiyometabolik tıp ve obezite yönetiminde çığır açan GLP-1 reseptör agonistleri (semaglutid, tirzepatid vb.) klinik pratiğimizin en güçlü araçları haline geldi. Ancak bu moleküllerin popülaritesi arttıkça, sosyal medya platformlarında ve hasta forumlarında bilimsel temelden yoksun birçok iddia ve mit de dolaşıma giriyor.Bu iddiaların başında ise enjeksiyonun yapıldığı bölge geliyor: “İğneyi karnıma yaparsam daha çok […]
Okumaya Devam Et

Düşük Karbonhidrat mı, Düşük Yağ mı?

Düşük Karbonhidrat mı, Düşük Yağ mı? Kardiyovasküler Sağlıkta Makro Besin Savaşlarının Sonu ve Gıda Kalitesi ParadigmasıOnlarca yıldır kardiyoloji polikliniklerinde, kongre kürsülerinde ve popüler sağlık medyasında tek bir soru tartışıldı: “Kalbi korumak için yağı mı kısmalıyız, yoksa karbonhidratı mı?”1970’lerden itibaren Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) ve küresel kılavuzların öncülüğünde başlayan “düşük yağ” (low-fat) dönemi, doymuş yağları kardiyovasküler […]
Okumaya Devam Et

Metformin, tip 2 diyabet ve prediyabet yönetiminde on yıllardır ilk basamak tedavinin temel taşıdır

Metformin, tip 2 diyabet ve prediyabet yönetiminde on yıllardır ilk basamak tedavinin temel taşıdır. Ancak son yıllarda bu molekül, sadece glukoz düşürücü etkisiyle değil; hücresel yaşlanma, kardiyovasküler koruma ve nörodejeneratif süreçler üzerindeki potansiyel pleiotropik etkileriyle de tıp dünyasının odağında yer almaktadır. Bu tartışmaların merkezinde ise tıp tarihinin en prestijli kohortlarından biri olan Diabetes Prevention Program […]
Okumaya Devam Et

Böbreklerin Gizli Potasyum Sensörü ve Kardiyovasküler Kaderimiz: Bir Evrimsel Uyumsuzluk Hikayesi

Modern tıbbın ve kardiyorenal fizyolojinin en büyüleyici alanlarından biri, mikroskobik düzeydeki elektrolit dengelerinin bütün bir vasküler yatağın kaderini nasıl şekillendirdiğidir. Nature Reviews Nephrology dergisinde yayımlanan “Potassium and the kidney” başlıklı kapsamlı derleme, potasyumun yalnızca basit bir laboratuvar parametresi değil; endotel sağlığından arteriyel sertliğe, kan basıncı regülasyonundan kronik böbrek yetersizliğine kadar kardiyovasküler sürekliliği yöneten anahtar bir […]
Okumaya Devam Et

Görünmeyen Tehdit: Soluduğumuz Hava Kalbimizi ve Hücrelerimizi Nasıl Hedef Alıyor?

Geleneksel tıp yaklaşımında hava kirliliği uzun yıllar boyunca yalnızca solunum yollarını ilgilendiren, astım ataklarını tetikleyen ya da kronik bronşiti alevlendiren yerel bir problem olarak kabul edildi. Ancak modern kardiyovasküler tıp ve moleküler onkoloji, meselenin akciğer parankimiyle sınırlı olmadığını çok net biçimde ortaya koyuyor.Nature Health dergisinde yayımlanan kapsamlı küresel analiz (“Global cancer burden associated with long-term […]
Okumaya Devam Et