Blog

Masa Başında Yavaşça Gelişen Tehlike: Sedanter Yaşam, Oturma Molaları ve Kardiyometabolik Sağlık

Modern yaşamın getirdiği en büyük paradokslardan biri, hareket kabiliyetimizin tarihte hiç olmadığı kadar kısıtlanmış olmasıdır. Gün boyu masa başında çalışmak, ulaşımda araç kullanmak ve akşamları ekran karşısında vakit geçirmek, insan fizyolojisini temelden sarsan ve “sedanter yaşam” olarak adlandırılan küresel bir epidemiyi doğurmuştur. Ancak bilim dünyasından gelen son veriler, meselenin sadece “spora gidip gitmemek” olmadığını, gün […]
Okumaya Devam Et

Gençlerde Kalp Krizi Neden Daha Ölümcül ve Sessiz Geliyor?

“Ben daha gencim, sporumu yapıyorum, bana bir şey olmaz.”Kardiyoloji polikliniklerinde ve acil servislerde en sık duyduğumuz ama klinik gerçeklerle en sert şekilde çelişen cümlelerden biri budur. Toplumda kalp krizinin yalnızca 70’li yaşların hastalığı olduğuna dair tehlikeli bir illüzyon var. Oysa devasa klinik veriler ve acı tecrübelerimiz bize bambaşka bir tablo gösteriyor: Kalp krizi gençlerde daha […]
Okumaya Devam Et

Kalp Krizini 10 Yıl Önceden Öngören Oxford Devrimi: 40.000 Hastalık ORFAN Çalışması ve Perivasküler Yağ Analizi (FAI)

Kardiyoloji pratiğinde yıllardır en çok zorlandığımız durum; koroner tomografisi “temiz” çıkan veya %30-%40 gibi hafif düzeyde plağı olan bir hastanın kısa bir süre sonra karşımıza akut miyokard enfarktüsü ile gelmesidir. Klasik koroner BT anjiyografi (KBTA) ile damarın iç çapını değerlendiriyoruz ancak damar duvarının içinde ve etrafında kaynayan o sessiz ateşi —yani vasküler inflamasyonu— doğrudan göremiyoruz.İşte […]
Okumaya Devam Et

Kalp Krizini Önlemede Yeni Çağ: Darlıklara Değil, Plak Biyolojisine ve İnflamasyona Odaklanmak

Kardiyoloji pratiğinde onlarca yıldır tek bir ana soruya kilitlenmiştik: “Koroner damarda ne kadarlık bir darlık var?”Eğer bir damarda %70 veya %80 darlık görüyorsak, hastaya müdahale ediyor; stent veya baypas ile kan akışını kısıtlayan bu “blokajları” açmaya çalışıyorduk. Yıllarca hastalarımıza damarlarının “tıkalı” olup olmadığını anlattık. Ancak bugün tıp dünyası ve kardiyoloji literatürü çok kritik bir gerçekle […]
Okumaya Devam Et

Vücud kitle endeksi Devri Bitti mi? Obezite Tanısında Yeni Çağ: Bel/Boy Oranı ve Klinik Obezite Paradigması

Tıp dünyası, insan sağlığını ve ömrünü doğrudan etkileyen en büyük kronik hastalıklardan biri olan obeziteye bakış açısını kökten değiştiriyor. Yıllardır polikliniklerde, hastanelerde ve toplum sağlığı taramalarında tek kriter gibi kullanılan Beden Kitle İndeksi (BMI / VKİ), yerini çok daha hassas, doku odaklı ve metabolik sağlığı merkeze alan yeni tanı sistemlerine bırakıyor.Nature Reviews Endocrinology gibi dünyanın […]
Okumaya Devam Et

Vagal Tonus, Barorefleks Duyarlılığı ve Kalbin Ritim Senkronizasyonu: ATRAMI

Çalışmasından BMJ’nin İkonik AraştırmasınaKardiyoloji pratiğinde otonom sinir sisteminin kardiyovasküler mortalite üzerindeki belirleyici rolü uzun yıllardır bilinmektedir. Bu ilişkinin en somut ve tarihi kanıtlarından biri ATRAMI (Autonomic Tone and Reflex After Myocardial Infarction) çalışmasıdır. ATRAMI, miyokard enfarktüsü (MI) geçiren hastalarda düşmüş barorefleks duyarlılığı (BRS) ve baskılanmış kalp hızı değişkenliğinin (HRV – vagal tonus göstergesi), sol ventrikül […]
Okumaya Devam Et